top


Damacana ile su taşıma PDF Yazdır e-Posta
Salı, 22 Mart 2011 12:49

DAMACANA İLE EVLERE SU TAŞIMA YÖNTEMİ PAHALI, DENETİMİ ZOR VE GEREKSİZ BİR ÇABADIR SU EVLERE GÜVENLİ BİR ŞEBEKE İLE ULAŞTIRILMALIDIR

Suyun insanın yaşamı ve medeniyetler açısından önemi tartışmasız çok büyüktür. İnsanlık suyun bu önemini bilmesine karşın suya ilişkin sorunlarını çözememiştir. Su konusunda gerek niceliksel gerekse de niteliksel önemli sorunlar vardır.  Üstelik su kaynaklarına dönük önemli tehditler söz konusudur. Bir yandan dünyada su gereksinimi artarken, diğer yandan su kaynaklarında azalma tehlikesi ile karşı karşıyayız. Birleşmiş Milletler, 1992 yılında suyun önemine dikkat çekmek için, 22 Mart gününü ‘Dünya Su Günü’ ilan etmiştir. 

 

Dünya Sağlık Örgütünün verilerine göre; dünya nüfusu her saniye üç kişi artmakta; gelişmekte olan ülkelerde her ay beş milyon kişi daha iyi bir yaşam umudu ile kentlere göç etmektedir. Afrika ve Asya kıtalarında kentli nüfusun 2030 yılına kadar iki kat artacağı hesaplanmaktadır. Gelişmekte olan ülkelerde kentlerde yaşayan 850 milyona yakın insan içme suyu hattı bulunmayan ve temiz olmayan gecekondu tipi konutlarda yaşamaktadır. Yine içme suyu dağıtım sistemine verilen suyun yarısına yakın bölümü şebekenin yetersizliğinden dolayı abonelere ulaşamadan toprağa karışmaktadır.

Ülkemizde de yeterli içme ve kullanma suyunun sağlanması ve oluşan atık suyun uygun arıtımı konusunda önemli sorunlarımız vardır. Türkiye İstatistik Kurumu’in rakamlarına göre; zaten yetersiz olan su kaynaklarımızdan çekilen suyun, ancak %40’ı belediyeler tarafından içme ve kullanma suyu olarak insanların kullanımına verilmektedir. Bir başka deyişle suyun % 60’ı şebekelerden dışarı sızmaktadır. Bu durum şebekelerimizin durumunu gösteren önemli bir ölçüttür. Üretilen suyun ancak yarısı yıpranmış ve yenilenmemiş su şebekeleri nedeni ile abonelere ulaşabilmektedir.

 

2008 yılı rakamlarına göre 4.56 milyar metreküp su kaynaklardan çekilmiş ve ancak yarısından daha azı (%47’si) arıtılabilmiştir. Yapılan arıtma işleminin ise sadece %2.2’ si gelişmiş, geri kalanı ise konvansiyonel arıtma işlemine tabii tutulmuştur. Kullanılan sular arıtma işleminden geçmeden doğal ortamlara bırakılmaktadır bu da su kaynaklarının kirlenmesine yol açmaktadır. Oluşan atık suyun ise yaklaşık %31’i hiçbir işlemden geçirilmeden doğaya geri verilmekte ve böylece başta su kaynakları olmak üzere çevre kirliliğine neden olmaktadır. Belediye sınırları içinde yer alan nüfusun %88’i kanalizasyon sistemine bağlı konutlarda yaşamaktadır. Belediyelere ait 232 arıtma tesisinin sadece 32’si gelişmiş arıtma tesisidir. Kalan arıtma tesislerinin 158’i biyolojik arıtma tesisi olup; kimyasal arıtma yapamamaktadır. Bunun dışındaki arıtma tesisleri ise oldukça ilkel tesislerdir. Su kaynaklarının yarısını barajlar, göl ve nehirlerin oluşturduğu bir ortamda içme ve kullanma suyunun gelişmiş arıtmaya tabii tutulmasının ve atık suyun ise kirliliğe neden olmayacak düzeyde arıtılarak geri deşarjının önemi yadsınamaz bir gerçektir. 

Oysa kirlenen bir çevreyi temizlemek oldukça pahalı ve zordur. Çevreyi koruyucu önlemler daha ucuz ve kolaydır. Bu durum özellikle yaz aylarında kentlerimizde görülebilen suya bağlı bulaşıcı hastalıkların en önemli nedenidir.  

Şebeke sistemlerindeki bu sorunlar ve düzenli dezenfeksiyon işlemleri konusundaki sorunlar nedeni ile zaman zaman su kaynaklı salgınlar doğmuştur. Bu salgınlar sonucu toplumun şebeke sularına güveni azalmıştır. Bu sorun nedeni ile içme suyu ticari bir ürün haline gelmiş ve damacana suyu yaygınlaşmıştır. Oysa en güvenilir ve basit içme suyu sağlama şekli şebeke yöntemidir. Ev içerisinde çeşmeden akan su içilebilir değilse yemek pişirme ve temizlik için de uygun olamaz. Damacana sularını denetlemek zor ve damacana ile evlere su taşıma yöntemi hem pahalıdır hem de gereksiz bir işlemdir. Üstelik plastik kaplarda uzun süre kalan sulara çeşitli kimyasallarda karışabilmektedir. Pahalı olması nedeni ile de her kesim bu suyu tüketemez. Sosyal ve ekonomik düzeyi düşük kesimler kirli de olsa şebeke suyu kullanmak zorunda kalmaktadır. Damacana ile su taşıma şebeke suyuna karşı bir seçenek olamaz.

İçme ve kullanma suyu dağıtım sistemleri ile atık su toplama sistemleri yenilenmesine,  atık su arıtma tesislerinin ileri teknoloji ile yapımına öncelik verilmelidir. Şebeke suları güvenilir ve temiz olmalı, insanlarda oluşan bu güvensizlik duygusunun kalkması için çaba harcanmalıdır. Su kaynakları sınırlı olan ve gerekli önlemler alınmadığı takdirde önümüzdeki 10 yıl içinde su fakiri ülke durumuna düşebilecek olan ülkemizde; dağıtım sisteminden su kayıpları önlenmelidir. 

Yıllık su tüketimi ülkemizde kişi başına bölgelere göre değişmek üzere; 35-40 metreküp düzeyindedir ve Avrupa Birliği ortalamasının oldukça altındadır. Belediyeler zaten yetersiz olan kişi başı su tüketimini daha da azaltmaya yönelik su tarifelerinden vazgeçmelidir. Son yıllarda özellikle büyük kentlerimizde başlatılmaya çalışılan ‘suyun özelleştirilmesi ve ticarileştirilmesi’ ile ilgili girişimlerden vazgeçilmelidir.

Su yaşamın vazgeçilmez bir öğesidir, her bireyin temiz ve yeterli miktarda suya ulaşım hakkı vardır. Bu hakkın yerine getirilmesinde de en büyük sorumluluk yöneticilere düşmektedir. 22.3.2011

 

 

HALK SAĞLIĞI UZMANLARI DERNEĞİ YÖNETİM KURULU

 

Yorum ekle

Lütfen hakaret ve küfür içeren yorumlar yapmayınız


Güvenlik kodu
Yenile


bottom

Destekleyen Joomla!. Designed by: Lonex.com domain registrar ntchosting Valid XHTML and CSS.