top


BEYAZ BASTON KÖRLER HAFTASI PDF Yazdır e-Posta
Çarşamba, 13 Ocak 2010 16:25

Dünya Sağlık Örgütü’nün 2002 yılında tamamladığı bir araştırma ile dünyada 161 milyondan fazla görme bozukluğuna sahip kişi bulunduğu, bunların yaklaşık 124 milyonunun az görme sorunu ile karşı karşıya olduğu ve 37 milyon kişinin de tam kör grubuna girdiği saptanmıştır. 

Dünyadaki görme engellilerin % 90’ından fazlasının gelişmekte olan ülkelerde yaşadığı bildirilmiştir. Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı ve Devlet İstatistik Enstitüsü Başkanlığı işbirliği ile 2003 yılında yapılan Türkiye Özürlü Araştırması bulgularına göre de ülkemizde toplam nüfusun %12.2’si engellidir, %0,6’sı (yaklaşık 42.000 kişi) ise görme engellidir.

Her yıl 04-14 Ocak tarihleri "Beyaz Baston Körler Haftası" olarak değerlendirilmektedir. Beyaz baston görme engellilerin bağımsızlaşmasını ve özgürleşmesini simgeleştiren en önemli araçtır. Beyaz baston gerekli durumlarda görme engelliyi tanıma, yardıma gereksindiği durumlarda da gereken desteği vermede kolaylık sağlamaktadır. Beyaz Baston Körler Haftası kapsamında resmi ve sivil çeşitli kuruluşlar yaptıkları etkinliklerle göz sağlığının önemini vurgulamakta, görme özürlü kişilerin bu durumdan kaynaklanan sorunlarına çözüm önerileri geliştirmeye çalışmaktadır. Bu kısa raporla da ülkemizdeki görme engellilerin sorunlarına değinmek amaçlanmıştır.

Toplumda yüksek oranda saptanan engellilik beraberinde engellilerin aldıkları ve  gereksindikleri hizmetler sorununu gündeme getirmektedir. Görme engellilerin eğitim, istihdam, çevre düzenlemeleri, sosyal yaşam ve daha birçok konuda önemli sorunları bulunmaktadır. Engellilerin sağlık, eğitim, rehabilitasyon, istihdam, bakım ve sosyal güvenliğe ilişkin sorunlarının çözümü ve hizmetlerin koordinasyonu için gerekli düzenlemelerin yapılması amacıyla 01.07.2005’te 5378 sayılı “Özürlüler ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” kabul edilmiştir. Yasal dayanaklar olmasına karşın çalışmalar hizmet alımında önemli sorunlar olduğunu göstermektedir. 2002 Özürlü araştırması ile görme engellilerin % 32.9’unun okur yazar olmadığı, % 36.3’ünün sosyal güvencesi olmadığı saptanmıştır. Görme engellilerin % 42.1’i sağlık hizmeti, % 99.4’ü sosyal ve kültürel hizmet, % 99.6’sı aile rehabilitasyon ve danışmanlık hizmeti almadığını bildirmiştir. Aynı çalışmada görme engellilerin yalnızca % 3.4 ünün bakım ve rehabilitasyon hizmetlerinden yararlandıkları saptanmıştır.

Engellilerin eğitim hakkı 5378 sayılı “Özürlüler ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun”da “Hiçbir gerekçeyle özürlülerin eğitim alması engellenemez. Özürlü çocuklara, gençlere ve yetişkinlere, özel durumları ve farklılıkları dikkate alınarak, bütünleştirilmiş ortamlarda ve özürlü olmayanlarla eşit eğitim imkânı sağlanır.” maddesiyle ifade edilmiştir. Oysa ülkemizdeki görme engellilerin   % 89.0’ unun eğitim hizmetlerinden yararlanamadıkları bilinmektedir (2002 Türkiye Özürlüler Araştırması). Türkiye’de 15 görme engelliler ilköğretim okulu bulunmaktadır. Görme engelli okulları yeterli sayıda değildir, eğitim hizmetleri çoğunlukla görme engelli bireylerin, engeli olmayan akranları ile birlikte, aynı eğitim kurumlarında eğitilmesi uygulaması olan kaynaştırma eğitimi (Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği, md.67) ile yürütülmektedir. Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması (2008) sonuçlarına göre lise ve üzeri eğitim alma oranı % 20’nin üzerindedir, 2002 Özürlüler Araştırması sonuçlarına göre ise görme engellilerin lise ve üzeri eğitim alma boyutu % 9.4’ tür. Bu bulgular görme engellilerin eğitimle ilgili önemli sorunları olduğu görülmektedir. Görme engellilerin eğitiminde görev alacak öğretmenleri yetiştiren özel eğitim öğretmenliği bölümlerinin sayısının artırılması ve sayısı gün geçtikçe artan özel rehabilitasyon merkezlerinde yönetmenliklerde belirtilen özelliklerde eğitime sahip elemanların çalıştırılması sağlanmalıdır. Engelli kişilerin eğitim alamaması bu nedenle diğer haklarından da yoksun kalması anlamına gelmektedir.  

Görme engellilerle ilgili bir diğer sorun istihdamdır. Özürlülerin istihdamı ile ilgili olarak 4857 sayılı İş Kanunun 30. maddesi ve 1475 sayılı İş Kanunun ilgili maddeleri uyarınca elli işçi istihdam edilen işyerlerinde % 3 oranında özürlü çalıştırılması gerekmektedir. 5378 sayılı özürlü yasasında “çalışan ya da iş başvurusunda bulunan özürlülerin karşılaşabileceği engel ve güçlükleri azaltmaya ya da ortadan kaldırmaya yönelik istihdam süreçlerindeki önlemlerin alınması ve işyerinde fiziksel düzenlemelerin bu konuda görev, yetki ve sorumluluğu bulunan kurum ve kuruluşlar ile işyerleri tarafından yapılması zorunludur” ifadesi yer almaktadır. Oysa genel özürlü nüfusun ancak % 21.7’sinin işgücüne katıldığı saptanmıştır (2002 Türkiye Özürlüler Araştırması). 2004 Hane Halkı İşgücü Anketine göre ise ülkemizdeki işsizlik oranı % 9.5 iken özürlülerde bu oran % 15.4 dir.  Türk Sağlık-Sen tarafından Devlet Personel Başkanlığı verilerine dayanılarak yapılan bir araştırmada kamu kurumlarında % 3 özürlü personel çalıştırma zorunluluğuna uyulmadığı yaklaşık 52 000 özürlü çalıştırılması gerekirken bu sayının 9000 de kaldığı saptanmıştır. Engellilerin istihdam ile ilgili sorunları meslek edindirme, mesleki rehabilitasyon ve mevzuatın işlerliğinin sağlanması ile çözülebilir.

Engellilerin topluma katılmalarının önündeki en büyük engellerden biri de ulaşım, fiziksel çevre ve konut sorunudur. Engellilerin içinde yaşadıkları fiziksel çevre, sahip oldukları fiziksel işlev bozuklukları / yetersizlikleri ve bunun yol açtığı sınırlamalar yüzünden büyük önem taşımaktadır. Yollar, kaldırımlar, kamu binaları, parklar ve bahçeler, okullar, içinde yaşanılan konutlar, ulaşım araçları ve bunun gibi daha birçok fiziksel çevre unsuru, engellilerin topluma katılmasının önünde ciddi birer engel oluşturmaktadır. 2002 Türkiye Özürlüler Araştırması’nda engelli bireyin yaşadığı çevrede bina, cadde, sokak, yollarda ve toplu taşım araçlarında engeline uygun düzenlemelerin bulunma durumu sorgulanmıştır. Hangi engel türünde olursa olsun genel olarak engelli bireylerin % 68'inin yaşadığı çevrede engeline bağlı olarak herhangi bir düzenleme bulunmadığı ve engellilerin de % 20 oranında bu konuya ilişkin olarak herhangi bir bilgisinin olmadığı saptanmıştır. Hangi düzeyde olursa olsun bir düzenlemenin bulunduğunu belirten görme engelli boyutu % 2,6'dır. Bu da engelli bireyin kamusal alandan tecrit edildiğinin önemli göstergelerinden biridir. Bu konuda sektörler arası işbirliğiyle yapılacak düzenlemeler engellilerin topluma katılmasını, toplumla bütünleşmesini kolaylaştıracak ve engellilerin yaşam kalitelerini artıracaktır.

"Beyaz Baston Körler Haftası"nın görme engelli kişilerin aldıkları hizmetler, gereksinimleri ve sorunlarına yönelik çözüm yollarının tartışıldığı bir hafta olarak ele alınıp değerlendirilmesi, önemli kazanımlar sağlayacaktır. Engellilere eşitlik ve hakkaniyet temelinde yaklaşılması önkoşuldur.

 

 

 

 

 

Yorum ekle

Lütfen hakaret ve küfür içeren yorumlar yapmayınız


Güvenlik kodu
Yenile


bottom

Destekleyen Joomla!. Designed by: Lonex.com domain registrar ntchosting Valid XHTML and CSS.