top


Yoksulluk Bitmeden Veremle Savaş Kazanılmış Sayılamaz PDF Yazdır e-Posta
Cuma, 04 Şubat 2011 23:31

Hava yoluyla bulaşan verem hastalığı, tüm dünyada en sık ölüme neden olan bulaşıcı hastalıklardan biridir. Dünyada her üç kişiden biri (2 milyar kişi) vücudunda sessiz bir şekilde tüberküloz basilini taşımaktadır. Tüberküloz basili taşıyanların onda biri hayatının bir döneminde aktif tüberküloz hastalığı geçirmektedir.

Yoksulluk, kötü beslenme, barınma koşullarının yetersiz olması, kapalı ve kalabalık alanlarda yaşama, çalışma koşullarının ağır ve kötü olması, aşırı doğurganlık ve HIV/AIDS gibi vücut direncini düşüren hastalıkların varlığı basil taşıyan kişilerde aktif hastalığın gelişme olasılığını artırmaktadır. Tedavi edilmeyen bir verem hastası her yıl ortalama 10-15 kişiye hastalığı bulaştırabilmektedir. Bir verem hastasının tedavisi en az altı ay sürmekte, verem mikrobu ilaçlara direnç gösterirse bu süre iki yıla kadar uzamakta ve tedavi başarısı düşerken maliyeti de yüz kattan fazla artmaktadır.

Dünya Sağlık Örgütünün 2010 raporuna göre 2009 yılında 9.4 milyon kişinin verem olduğu, 1.7 milyon kişinin veremden öldüğü bildirilmektedir. Aynı raporda dünya ölçeğinde 2004 yılından beri hastalığın görülme sıklığında bir düşme olsa da, bu düşüşün yavaş olduğu, vaka ve ölümlerin ağırlıklı olarak gelişmemiş ülkelerden kaynaklandığı rapor edilmektedir.

Ülkemizde verem hastalarının tanı ve tedavisi Verem Savaş Dispanserleri tarafından ücretsiz olarak yapılmaktadır. “Verem Savaşı 2010 Raporu”na göre 2003 yılından bu yana verem hastalarının tedavileri dispanserlerde Doğrudan Gözetimli Tedavi altında verilmektedir. Aynı raporda yeni vakaların tespiti, tedavi başarısı ve görülme sıklığının azalması açısından istenilen hedeflere ulaşıldığı bildirilmektedir. Verem hastalığı ile mücadelede ulaşılan bu nokta sevindirici olmakla beraber, verem savaşında sürekliliğin sağlanmasının daha önemli olduğu unutulmamalıdır. Gerçekten de, 1950-60’lı yıllarda etkin bir şekilde yürütülen sağlık hizmetleri ile verem savaşının kazanıldığı anlayışı ve sonrasında mücadeleye desteğin azalması, hastalığın tekrar artmasına neden olmuştur.

Özünde sağlık hizmetlerinin özelleştirilmesi yaklaşımını taşıyan “Sağlıkta Dönüşüm” programı çerçevesinde ülkemiz genelinde Aile Hekimliği uygulamasına geçilen illerde, yıllardır verem savaş dispanserlerinde deneyim sahibi olmuş hekim ve diğer çalışanların aile hekimliğine geçmesi, veremle savaşta önemli bir sorun oluşturmaktadır. Uygulamaya başlanan Doğrudan Gözetimli Tedavinin aile hekimleri aracılığıyla yapılması planlanmaktadır. Doğrudan Gözetimli Tedavinin aşırı iş yükü altında ezilen aile hekimleri tarafından yürütülüp yürütülemeyeceği belirsizliğini korumaktadır. Aile hekimliği sistemi içinde verem savaş dispanserlerinin görev tanımlarının yeterince açık olmaması da, verem hastalığı ile savaşta bir kargaşaya neden olmaktadır. Ayrıca, Genel Sağlık Sigortası ve cepten yapılan katkılar, hastaların sağlık hizmetlerine ulaşmasının önünde bir engel olarak bulunmaktadır.

Ülkemizde 16 ilde toplam 17 göğüs hastalıkları hastanesinde verem hastası yatağı bulunmaktadır. Ancak diğer illerde verem hastalarının yatarak tedavi olacağı hasta yatağı yoktur. Bu nedenle, yatırılarak tedavi edilmesi gereken hastalar ayaktan tedavi edilmekte ve hastalığı çevresine bulaştırmaya devam etmektedir.

Veremle savaşta başarı göstergelerinden birisi hastalığın çocukluk ve gençlik dönemine kıyasla ileri yaşlarda daha fazla görülmesidir, ancak son yıllarda halen veremin çocukluk ve genç yaşlarda görülmesinde bir azalma olmamıştır. Bunun yanında yıllardır tüberküloz menenjit hasta sayılarında azalmanın olmaması da veremle savaşın yetersizliğine işaret etmektedir.

Verem hastalığı ile savaşta göz ardı edilen bir konu da, kitlelerin zorunlu ya da isteyerek bir araya geldikleri toplumsal yaşam alanlarıdır.  Bu alanlar arasında toplu taşıma çok önemli bir yer tutmaktadır.  Toplu taşıma araçlarında (otobüs, minibüs, servis araçları vb) çalışan şoför ve yardımcı personelin verem hastalığı yönünden periyodik sağlık kontrollerinden geçirilmeden çalıştırılmaması gerekir. Aktif verem hastası olan bir şoför ya da yardımcı personel beraber yolculuk ettiği kişilere verem mikrobunu kolayca bulaştırabilir.  Mahkûmlar, yurtta barınan öğrenciler, fabrikalar gibi toplu yaşam alanlarında da verem riski oldukça yüksektir.

Sonuç olarak, veremle savaşın temeli toplumda sosyo-ekonomik kalkınmanın sağlanması, eşitsizliklerin giderilmesi ve herkese eşit, ulaşılabilir, kaliteli sağlık hizmeti sunulmasıdır. Sağlıkta Dönüşüm Programı uygulanırken yukarıda sayılan ilkelerin gözetilmemesi, Verem Savaş Dispanserlerinin işlevsizleştirilmesi veya kapatılması, Sağlık Bakanlığı’na bağlı kurumlar arası işbirliği ve iletişimde yaşanabilecek sorunlar veremle savaşı olumsuz yönde etkilemektedir.Yoksulluk ve eşitsizlikler giderilemediği müddetçe, veremle mücadele kazanılmış sayılamaz.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur…6.1.2011

HALK SAĞLIĞI UZMANLARI DERNEĞİ - HASUDER

 

Yorum ekle

Lütfen hakaret ve küfür içeren yorumlar yapmayınız


Güvenlik kodu
Yenile


bottom

Destekleyen Joomla!. Designed by: Lonex.com domain registrar ntchosting Valid XHTML and CSS.