top


İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ HİZMETLERİ YÖNETMELİĞİ” taslağı hakkında İş Sağlığı Çalışma Grubu görüşü PDF Yazdır e-Posta
Pazartesi, 11 Ekim 2010 14:15

ÇSGB İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan “İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ HİZMETLERİ YÖNETMELİĞİ” taslağı hakkında HASUDER İş Sağlığı Çalışma Grubu görüşü

İş sağlığı bir sistemdir.  Bu sistemle ilgili bütün süreçler, bütünsel bir bakışla, yapısal ve işlevsel özellikler göz önüne alınarak irdelenmelidir.  Bu sistem hiyerarşisi içinde önceliklerden biri iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili politikaların oluşturulması ve tanımlanmasıdır.  Politika oluşum sürecinin temel basamaklarından biri tek iş sağlığı güvenliği yasasıdır.  Bu düzenleme oluşturulmadan alt yapının, tarafların görüş birliğine dayanmayan bir yönetmelikle yönetilmesi sakınca yaratacaktır.

Taslak içinde yer alan ve iş sağlığı ve güvenliği açısından sistemimizde var olan değerlerle ilgili değişiklikler stratejiler, girişimler, örgütlenme, yönetim, eğitim ve denetim açısından yeni yapılanmaları gerektirecektir.  Uzlaşma oluşmadan, ulusal politika ile uyumlu bir tek yasa oluşmadan oluşturulacak yönetmelikler iş sağlığı ve güvenliği sistemimizin eklektik yapısını pekiştirecek ve pek çok taraf ve aktörün yasal girişimleri ile süreçteki çıkmazı derinleştirecektir.

Taslak metinde saptadığımız öncelikli sorunlar ve önerilerimiz aşağıda sıralanmıştır:

1. Kapsayıcılık:  155 ve 161 sayılı Sözleşmeler ve bunlar uyarınca kurulan Ulusal İş Sağlığı Ve Güvenliği Konseyi’nin içerik ve yapısı ile uyumlu olmayan öğeler içermektedir.  Çağdaş, bütünsel ve kapsayıcı olması gereken Yönetmeliğin sanayiden sayılmayan işleri ve informal çalışma gibi alanlarda çalışanlara yönelik iş sağlığı ve güvenliği örgütlenmesini ele almaması Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının öncü rol üstlendiği Temel İş Sağlığı Hizmetleri kavramı ve stratejileri ile çelişen bir nitelik göstermektedir.  Bunun yanı sıra kapsamın sanayi ile sınırlandırılması hem bir belirsizlik hem de dışlama ölçütü oluşturmaktadır. Ulusal Strateji planında söz edilen “bütün çalışanları kapsayan” bir yasanın öncelikli olarak çıkarılması gerekliliği göz ardı edilmektedir. Madde 2 hizmet sunumu kapsamı sınırlı tutarken, Madde 5 işverenler açısından bu sorumluluğun sınırlı olduğunu pekiştirmektedir Bu nedenlerle çıkartılması hedeflenen Yönetmeliğin düzenlemenin 155-161 sayılı ILO Sözleşmelerine, 89/391 sayılı AB Konsey Direktifine, Anayasa'nın 90. Maddesine ve Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Politika Belgesine (2009-2013) uygun olarak tüm çalışanları kapsayacak şekilde biçimlendirilmesi doğru olacaktır.

2. Dayanak-Gerekçe: Taslağın 3. Maddesinde yer alan “Dayanak” başlığı yukarıda belirtildiği gibi 2004 yılında imzaladığımız 155 ve 161 sayılı ILO Sözleşmeleri, altında imzamız olan 89/391 sayılı Konsey Direktifi ve Anayasanın 90. maddesini de içermelidir.

3. Ulusal sağlık sistemiyle bütünleşme: Taslak genelinde, Madde 16 dışında, Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen hizmetlerle uyum yer almamaktadır.  Sağlık sistemimizde, dönüşüm sürecinde Sağlık Bakanlığı aracılığı ile yürürlüğe sokulan yeni uygulamalar iki bakanlık arasında hizmet sunumu açısından uyumu zorunlu kılmaktadır.

4. Taslağın 18 ve 35. maddelerinin “halk sağlığı uzmanlarını da” uygun biçimde kapsayacak şekilde değiştirilmesi eldeki yetişmiş insan gücünden etkin yararlanmak açısından son derece önemlidir.  Bunun yanı sıra taslak, iş sağlığı alanında etkinlik gösterecek profesyoller ile ilgili tanımlarda belirsizlikler (iş güvenliği teknik elemanı, uzmanı vb) ve eksiklikler (işyeri hemşiresi ve iş güvenliği teknikeri ülkemizde bu alanda eğitim veren 5 yüksek okul bulunmaktadır) içermektedir.

5. Eğitimin akreditasyonu son derece önemli, karmaşık ve güç bir süreçtir.  İlk ve orta öğretimden yükseköğretime kadar bu alanda son derece birikimli ve deneyimli olan kamu kurum ve kuruluşları bile (Milli Eğitim Bakanlığı, Yüksek Öğretim Kurumu) eğitimin akreditasyonu ve denetimi konusunda ciddi sıkıntılar yaşamaktadırlar.  Gerçekler ve ülke deneyimleri böyleyken, bu alanda eğitim verecek yeterli sayıda yetkin ve deneyimli eğitim kurumları ve meslek örgütleri varken kolaylıkla ticarileşebilecek eğitim sürecinin özel sektöre bırakılması son derece sakıncalı sonuçlar doğuracaktır (Madde 29 ve 34). Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın “iş sağlığı ve güvenliği eğitimleri” sürecinin denetimi ve akreditasyonunda yer alması; bunun ötesinde İş Teftiş Kurulu gibi organları aracılığı ile bu alanda eğitim verebilecek kamu kurum ve kuruluşları ile meslek örgütlerine destek olması, bilfiil eğitim sürecinin içinde yer alması ülkemiz koşulları ve gerçekleri ile uyumlu bir çözüm olacaktır.

6. Taslağın 6. maddesinde işçilerin hakları arasında, “gizli kalmak koşulu” ile “yakınma-başvuru” hakkının yer almaması uygulamada sorunlara yol açacak önemli bir eksikliktir.

Özet olarak, taslak üzerinde özellikle taraf ve aktörlerin üzerinde uzlaşacağı bir biçimde ve iş sağlığı sistemini bir bütün olarak ele alarak çalışılması ve bu aşamada Yönetmeliğin son biçiminin verilmemesi yararlı olacaktır.

Saygılarımızla

İSÇG Adına

Başkan ve Sekreter

 

Yorum ekle

Lütfen hakaret ve küfür içeren yorumlar yapmayınız


Güvenlik kodu
Yenile


bottom

Destekleyen Joomla!. Designed by: Lonex.com domain registrar ntchosting Valid XHTML and CSS.