| Güvenli Trafik İstiyoruz |
|
|
|
| Pazartesi, 31 Ekim 2011 10:25 |
|
SORUMLU SÜRÜCÜ, GÜVENLİ YOL, GÜVENLİ ARAÇ VE GÜVENLİ TRAFİK İSTİYORUZ Günümüzde küreselleşme ve ekonomik büyümeye paralel olarak artan ulaşım ihtiyacı, yaşanılan çağın olanakları doğrultusunda hızlı, konforlu ve güvenli ulaşım olanaklarına olan talebi de artırmıştır. Ancak plansız kentleşme, hızlı nüfus artışı ve buna bağlı olarak insan ve eşya hareketliliğindeki hızlı artış gibi etkenler trafik olgusunu, faydalarının yanında trafik kazalarını ve buna bağlı sonuçları ağır bir sorun olarak karşımıza çıkarmaktadır.
Trafik kazaları ile kaza sonucu meydana gelen hasar, yaralanma, can ve mal kaybı büyüklüğü tüm dünya ülkelerinin mücadele ettiği önemli bir halk sağlığı sorunudur. Dünya Sağlık Örgütü raporlarına göre; her yıl dünyada 1.250.000’in üzerinde insan trafik kazalarında hayatını kaybetmekte, 50 milyondan fazla insan da yaralanmakta veya sakat kalmaktadır. (1) Trafik kazaları benzer şekilde ülkemizde de, gerek neden olduğu can ve mal kayıpları, gerekse sosyal ve psikolojik etkileri nedeniyle üzerinde durulması, düşünülmesi ve mutlaka kalıcı çözüm bulunması gereken bir güvenlik sorunu haline gelmiştir. Ülkemiz trafiğinin son on yılına bakıldığında, kaza yerinde 43.691 vatandaşımız hayatını kaybetmiş, 1.595.802 vatandaşımız yaralanmış veya sakat kalmıştır. Yine 2011 yılı Ocak-Temmuz ayları arasında toplam 1.564.36 trafik kazası olmuş, 1.384 kişi ölmüş, 105. 357 kişi yaralanmıştır. Trafik kazaları özellikle Temmuz-Ağustos gibi yaz aylarında ve dini bayramlarda sıklığını ve ağırlığını artırarak insan eliyle oluşturulmuş bir afet niteliği kazanmaktadır. Bayramlarda karayolu üzerindeki araç yoğunluğunun artmasının yanında uzun yolculuğa çıkan sürücülerin trafik kurallarına riayet etmeden, yaz tatili ve bayram dönemlerinde yorgun ve uykusuz olarak yola devam etmeleri, sık sık (Her 100 mil (yaklaşık 160 km) veya 2 saatte bir düzenli) mola vererek dinlenmeleri gerekirken dinlenmemeleri, bir an önce hedefledikleri noktaya ulaşabilmek için aralıksız araç kullanmaları yüzünden ölümlü ve yaralanmalı trafik kazalarına karıştıkları acı bir gerçektir. Son on yılda Ramazan Bayramlarında toplam 756 kaza olmuş, 1024 kişi ölmüş, 1.808 kişi yaralanmıştır. Bu yıl Ramazan Bayramında ülkemizdeki 81 il arasında bayramlaşmak üzere 8 milyon (normalde km2’ye düşen motorlu araç yükünün 6 kat fazlası) özel ya da ticari motorlu araç ile Arefe gününden itibaren yola çıkan 20 milyon vatandaşımız olağanüstü bir hafta yaşamıştır. Dokuz günlük Ramazan Bayramı tatili boyunca yurt genelinde 83 ölümlü ve 2.121 yaralanmalı trafik kazası meydana gelmiş, 116 kişi ölmüş, 4.498 kişi yaralanmıştır. Zaman içinde ölümlü kazaların hemen aynı sıklıkta kalmasına rağmen, kaza sıklık oranları ve yaralanmalı kazalar giderek artış göstermektedir. Kaza nedenleri incelendiğinde şaşılacak şekilde risk altındaki gruplar, etiyolojik faktörler, risk grupları, kaza tipi ve kazaya karışan araç tipinin hep aynı kaldığı görülmektedir. Kazalar erkeklerde, adölesan çağdan itibaren genç yetişkinlerde, yaz aylarında, tatil günleri ve dini bayramlarda daha fazla görülmektedir. Ülkemizde meydana gelen trafik kazalarının oluş şekilleri ve nedenleri incelendiğinde; eğitimden, alt yapı eksikliğine, denetimden, araç seçimine, taşıma türleri arasındaki dağılım dengesinden, çevresel etkenlere kadar çok geniş bir yelpaze karşımıza çıkmaktadır. Ancak tüm bu unsurları insan (%99.6), araç (%0.26) ve yol (%0.17) ekseninde özetlemek mümkündür. Sürücü-yaya ve yolcu üçlüsünün oluşturduğu insan faktörü içinde sürücü kusurları ilk sırada (%95) kaza nedenidir. "Aracın hızını yol ve hava şartlarına uydurmamak, kavşaklara ve dönemeçlere yaklaşırken hızı azaltmamak”, “doğrultu değiştirme manevralarını yanlış yapmak”, “şerit ihlali yapmak” ve “arkadan çarpmak” en önemli sürücü kusurlarıdır. Kazaların oluşma şekli en çok yandan çarpma, çarpışma ve yayaya çarpma biçiminde, tek araçlı (28 591) veya aynı yönlü iki araçlı (22 212) meydana gelen kazalardır. Otomobil ve kamyonet en sık kazaya karışan araçlar iken, alkollü araç kullanma ve 100 ceza puanını doldurma ilk sıralarda yer alan trafik cezalarını oluşturmaktadır. Ülkemizde gelişme sürecine paralel olarak milli gelir ve nüfus ile beraber bireysel ve toplu taşıt kullanımı da artmıştır. Araç üretimindeki artış, karayolları ağ uzunluğunda değişiklik olmaması ya da çok az değişiklik yapılması nedeniyle, aynı yolları kullanan araç sayısını artırmıştır. 2003 yılında 7.719.587 olan araç sayısı 2009 yılında yaklaşık 2 kat artarak 14.316.700 olmuştur. Tek değişkendeki bu yüksek oranlı artışlar karayolu trafik debisini, dolayısıyla ölümlü ve yaralanmalı kaza insidansını artırmaktadır. Ülkemizin karayolları uzunluğu halen 64.255 km olup, Avrupa ülkelerinin karayolları uzunlukları ortalama Türkiye’nin 5 katı uzunluktadır. Karayolları ağımızda 13 adet otoban, 17 adet uluslararası yol, 48 adet devlet yolu bulunmaktadır. Bu yolların, 2.036 km’si otoyol 31.271 km’si devlet yolu, 30.948 km’si il yoludur.
KAZALARDAN KORUNMA Karayollarında trafik güvenliğinin sağlanması, 4E faktörü olarak bilinen eğitim, denetim, mühendislik ve ilkyardım hizmetlerinin etkin şekilde yürütülmesi ile mümkündür.
Birincil Korunma: Kaza oluşumunun önlenmesi temel amaç olmalıdır. Kazaya neden olan mekanizmaların tanımlanması ve buna yönelik düzenlemelerin yapılması birincil korunmanın temelini oluşturmaktadır. Trafik sorunun ve çözümünün merkezinde insan unsuru vardır. İnsan faktörünün iyileştirilmesi için: Toplumun genel eğitim seviyesinin yükseltilmesi, özdenetim yeteneğinin geliştirilmesi ve yaşam boyu trafik güvenliği eğitimi verilmesi. Keza eğitim, ekonomide olduğu gibi, trafik konusunda da çarpan etkisine sahiptir. Toplumsal trafik kültürünin denetlenen – denetleyici eğitimleriyle tabana yayılmalıdır. Seçme sınavlarında trafik güvenliği ile ilgili sorular sorulması Trafik Eğitim Parklarının sayısı ve işlerliğinin artırılması Uzun vadede ulaşım tercihlerinin yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir. Alt yapı ve çevre faktörlerinin iyileştirilmesi için: Bölünmüş yol ve hız tümsekleri, yol çevresinde görüşü artıracak düzenlemeler, 2010’da 2100 km olan, ölümlü kazaların çok olduğu kırsal yollarda orta refüjleri çelik tellerden bariyerle ayrılmış 2+1 yolların uzunluğunun artırılması, ölümlerin büyük çoğunluğunu önleyecektir.
Yol ışıklandırılması, ışıklı yaya geçitleri, uygun yükseklikte ışık direklerinin uygun alanlara konuşlandırılması, trafik işaretleri, ışıklı kavşakların dönel kavşaklara dönüştürülmesi gibi yol güvenliğini artıracak tedbirlerin alınması.
Korunmasız yol kullanıcılarına yönelik düzenlemeler; bisiklet ve yaya yollarının ayrılması, yol üzeri çizgilerin belirgin olması, bariyerlerin ve kaldırım taşlarının yüksekliği, yaya geçidinin genişliğinin uygun olması kaza riskini, yaralanma ve ölüm sayısını azaltacaktır
Alkollü araç kullanımı ve yol güvenliğine yönelik (hız sınırları, cezalar) yasal düzenlemelere uyulması; 2011 yılında 6111 sayılı Torba yasa ile getirile Elektronik Denetim Sistemi (EDS) uygulama mevzuatına işlerlik kazandırılması, mobesa kameralarının yaygınlaştırılarak etkinliğinin artırılması
Trafik kazalarında zorunlu cezai yaptırımlara gidilmesi, cezai yaptırımların yasal tabanda caydırıcı olması kaza ve yaralanma sıklığını yarı yarıya, ölümleri 2/3 düzeyinde önlemektedir.
İkincil Korunma: Kaza oluştuğunda yapılması gerekenleri ve kazanın şiddetini azaltmaya yönelik düzenlemeleri içermektedir. Bu önlemler; Emniyet kemeri, çocuk kemerleri ve koltukları, hava yastıkları, baş destekleri gibi araç donanımlarının kullanılması, Motosiklet ve bisiklet sürücülerinde kask kullanımının yaygınlaştırılması, Çarpışma sırasında yaralanmayı azaltmaya yönelik yol çevresi düzenlemeleri mevcut oto korkulukların “enerji-sönümleyici” yeni tasarımlara dönüştürülmesi, Sürücünün kişilik özelliklerinin analiz edilerek risk almaya istekli, algılama ve karar verme yetileri düşük sürücülerin belirlenmesi, Belirlenmiş normların yetkilendirilmiş profesyonel denetleyiciler eliyle eğitici denetimler şeklinde yürütülmesi,
Üçüncül Korunma: Üçüncül korunma kaza sonrasında Haberleşme, ambulans hizmetleri, hızlı ve bilinçli ilk ve acil yardım kurtarma hizmetleri gibi yaralanmaların etkilerini azaltmaya yönelik önlemlerin alındığı süreçtir. Trafik kazalarına bağlı yaralanma, sakatlık ve ölümlerin en aza indirilmesinde önemi büyüktür. Sürücü kurslarının eğitim kalitesinin yükseltilmesi; kurslarda verilen, motor bilgisi, trafik kuralları ve ilkyardım dersinin yanında, trafik psikolojisi, kriz önleme ve risk azaltma kültürüne yönelik eğitim verilmesi. Bugün mevcut kurslarla 250-300 TL ödeyerek ve test çözerek sürücü belgesi alan sürücülerin kalitesi,1600 Motorlu Sürücü Kusuru ve yılda on bin kişinin ölümü ile ortadadır. Sürücü adaylarının sınav sistemine risk-tehlike algılama testinin eklenmesi. Acil yardım hizmetlerinde çalışan personelin, öğrencilerin, öğretmenlerin, sürücülerin ve halkın ilk ve acil yardım bilgilerinin güncellenmesi, erken arama, erken müdahale ve güvenli nakil konusunda duyarlılık kazandırılması, Acil Bakım ve Tedavi hastane Merkezlerinin güçlendirilmesi.
SONUÇ OLARAK Trafik eğitiminin bir devlet politikası haline getirilebilmesi için; Hükümeti acilen Ulusal Trafik Güvenliği Politikası belirlemesi, Trafik Genel Müdürlükleri kurması, Trafik Denetimini tek elde toplaması, küresel bir halk sağlığı sorununa dönüşen trafik kazalarını önlemek için, Trafik Kazalarını Önleme ve Kontrol Programları geliştirmesi için göreve davet ediyoruz. Siyasi Otorite nasıl iş kazasına bağlı ölümleri önlemek için güvenlik ve korunma tedbirleri alıyor, salgın hastalıklar ve obezite için büyük kaynaklar ayırıyorsa, trafik kazalarına bağlı ölüm ve sakatlıklara da seyirci kalmamalı, trafik kazalarına karşı geliştirilen negatif ayrımcılığa son vermelidir. Dini Bayramlar ve yaz mevsimi gibi olağanüstü dönemlerde olağanüstü tedbirler almasını, mola vermeksizin uzun süre ve tek başına araç kullanan sürücüler, genç sürücüler, ticari araç sürücüleri, uyku bozukluğu ve kronik hastalığı olan sürücüler gibi kaza yapmaya hazır risk altındaki sürücülere özel güvenlik tedbirleri başlatmasını, Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) ve Jandarma Genel Komutanlığının (JGK) karayollarına daha fazla denetim ekibi ve radar koyarak trafik kuralı ihlali ve hız denetimi sıklığını artırmasını, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığımın daha fazla karayoluna denetim ekibi koyması, daha çok radarla yolların denetimini desteklemesini. EMG ve JGK’nın tüm bölünmüş çok şeritli gidiş ve dönüş yollarında havadan denetim sistemi kurarak helikopterlerini trafik yükünün aşırı arttığı bayram tatili ve yaz aylarında denetime sunması ve yer bağlantısını sağlamasını. Gerektiğinde Genel Kurmay Teşkilatına ait helikopterlerin OLAĞANÜSTÜ BU GÜNLER için acilen görevlendirilmesini, Karayollarının havadan ve karadan denetimi için EGM bünyesinde ve her bir ilde YER KOORDİNASYON MERKEZİ kurulması, havadan geniş açı ile denetlenen araç sürücülerinin daha düzenli ve en az kayıpla evlerine dönmelerinin sağlanmasını. Karadan ve havadan gece ve gündüz boyunca yapılacak yoğun denetimlerle sürücülerin denetim algılarının güçlendirilmesini, dolayısıyla kaza, yaralanma ve ölüm sayılarının azaltılmasını, Artmış karayolu taşıt yükü ve insan hareketliliğini azaltmak için toplu taşım araçları kullanımının özendirilmesini, Ülke çapında Üniversitelerin Halk Sağlığı Ana Bilim Dalları bünyesinde Kazalardan Korunma ve İlkyardım Enstitüleri kurulmasını, risk gruplarının temel ve güncelleme ilkyardım eğitimlerinin bu kurumlar tarafından karşılanmasını, İyi bir mevzuat, ağır cezai yaptırımlar, sıkı denetim ve iyi sürücü eğitimi kapsamında uygulanan geleneksel kaza kontrol programlarına alternatif olarak gelişmiş ülkelerde başarılı sonuçları gözlenen araç ve yol faktörünü iyileştirerek kazaların ağırlığını azaltmayı hedefleyen projelerin ülkemizde de başlatılmasını ve finanse edilmesini istiyoruz. |





