14 Nisan’da Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde ve 15 Nisan’da Kahramanmaraş’ta okullarda meydana gelen yaralanma ve ölümle sonuçlanan şiddet olaylarını derin bir üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz. Yaşamını yitiren öğretmen ve öğrencilerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı; yaralananlara acil şifalar diliyoruz. Etkilenen tüm öğrencilere, ailelere, eğitimcilere ve toplumumuza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.
Toplumsal şiddet olayları yalnızca bireysel saldırganlık ya da kişisel sorunlar çerçevesinde değerlendirilemez. Okullarda yaşanan şiddet; çocukların ve ergenlerin ruhsal iyilik halini, eğitim ortamlarını ve toplumsal yapıyı etkileyen çok boyutlu bir halk sağlığı ve toplum ruh sağlığı sorunudur. Son yıllarda artan gelir dağılımı bozukluğu, yoksulluk, işsizlik, damgalanma, dışlanma ve toplumsal kutuplaşma gibi sosyal belirleyiciler bu olayların ortaya çıkışında önemli rol oynamakta; okul ve toplum ruh sağlığı hizmetlerindeki yetersizlikler ise mevcut durumu daha da ağırlaştırmaktadır.
Okullar yalnızca akademik bilginin aktarıldığı kurumlar değil; çocukların ve ergenlerin sosyal, duygusal ve davranışsal gelişimlerinin desteklendiği güvenli yaşam alanları olmak zorundadır. Ancak son yıllarda, özellikle kamu okullarında artan sınıf mevcutları, sık değişen eğitim politikaları ve sınırlı kaynaklar nedeniyle eğitim ortamlarının bu çok yönlü işlevi yerine getirmekte zorlandığı görülmektedir. Burada söz konusu olan kaynak sınırlılığı yalnızca fiziksel altyapı ile sınırlı kalmamakta; aynı zamanda öğretmen, psikolojik danışmanlık ve rehberlik hizmetleri gibi insan kaynağındaki yetersizlikleri de kapsamaktadır.
Çocukluk döneminde gözlenen dürtüsellik, dikkat güçlükleri ve sınır koyma sorunlarına, erken dönemde uygun müdahaleler sağlanmadığında ergenlik ve yetişkinlik döneminde daha karmaşık psikososyal sorunlara dönüşebilmektedir. Bu süreçte, okul tarafından yapılan yönlendirmelerin, ailelerin inisiyatifine bağlı kalması; erken müdahale fırsatlarının kaçırılmasına neden olabilmektedir. Oysa çocuk ve ergen ruh sağlığı, yalnızca bireysel değil, aynı zamanda aile ve toplum temelli bir sorumluluk alanıdır.
Bilimsel çalışmalar, ruh sağlığı sorunlarının önemli bir kısmının çocukluk ve ergenlik döneminde başladığını göstermektedir. Bu nedenle koruyucu ruh sağlığı hizmetlerinin güçlendirilmesi, erken tanı ve müdahale mekanizmalarının etkin çalışması yaşamsal öneme sahiptir. Türkiye’de çocuk ve ergen ruh sağlığı hizmetlerinin süreklilik, erişilebilirlik ve kurumlar arası koordinasyon açısından geliştirilmesi gereken önemli eksiklikleri bulunmaktadır. Çözüm, yalnızca olay sonrası müdahalelerde değil; koruyucu ve geliştirici halk sağlığı hizmetlerinin güçlendirilmesindedir. Bu kapsamda:
- Okul sağlığı ve toplum ruh sağlığı hizmetleri güçlendirilmeli; başta okullar olmak üzere tüm yaşam alanlarında rehberlik ve psikososyal destek sistemleri koruyucu bir yaklaşımla yeniden yapılandırılmalıdır.
- Eğitim ve sağlık sektörleri arasında kalıcı ve işlevsel iş birlikleri ivedilikle tesis edilmelidir.
- Okullarda risklerin erken fark edilmesini sağlayan sistematik izlem, değerlendirme ve yönlendirme mekanizmaları oluşturulmalıdır.
- Çocuk ve ergenlerin silaha erişimini engelleyici önlemler alınmalı; toplum genelinde silaha erişim ve kullanım koşulları daha sıkı şekilde düzenlenmelidir.
Halk Sağlığı Uzmanları Derneği (HASUDER) olarak; çocukları, ergenleri ve gençleri koruyan, erken tanı ve müdahaleyi esas alan bir okul sağlığı ve ruh sağlığı yaklaşımını içeren politikaların ivedilikle hayata geçirilmesi gerektiğini vurguluyor; başta Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı olmak üzere ilgili tüm kurumları sorumluluk almaya davet ediyoruz.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
HASUDER (16 Nisan 2026)